|
On dört yıl önce Abhaz halkını yok etmek için harekete geçen Gürcistan Devleti, 30 Eylül 1993 tarihinde Abhazya’nın kazanmış olduğu büyük zafere rağmen bugüne dek tehditlerine devam etti. Bugün ise bu tehditler, biz Kafkasyalıların çok daha dikkatli olmasını gerektiren bir hal almıştır. Bugün Abhaz halkının binlerce yıllık öz yurdunun, büyük bedellerle kazandığımız bağımsızlığına açıkça kastedilmektedir! Bugün dünyadaki Abhaz varlığı tehlike altındadır! Gürcistan yetkilileri, bir yandan barışçı çözümlerden yana olduğunu belirtirlerken bir yandan da büyük bir silahlanma politikası gütmekte ve gerekirse güç kullanarak Abhazya ve Osetya’yı tekrar Gürcistan yönetimi altına sokacaklarını dile getirmektedirler. Özellikle, Şevardnadze’den sonra başa geçen Mihail Saakaşvili, iktidarı ele alır almaz Abhazya’nın geri alınmasının en öncelikli mesele olduğunu belirtmiş ve kışkırtıcı açıklamalarla barış sürecini tıkamıştır. Başa geldiği günlerden itibaren aşırı milliyetçi yükselişi destekleyen açıklamalarla halkının desteğini almaya çalışan Saakaşvili, devlet bayrağını değiştirmiş, 10 bin kişilik “Vatansever” adı verilen gençlik kamplarında Savunma Bakanı ve Gürcü Ortodoks Kilisesi lideri ile gençlere hitap ederek ırkçı süreci hızlandırmaya çalışmıştır. Geçtiğimiz haftalarda, Abhaz halkının Gürcülerin bir kolu olduğunu bile ileri sürebilen Gürcistan Devlet Başkanı Saakaşvili, bu şekilde olası bir işgali haklı kılmaya çalışmaktadır. Bunun yanında kendi kurdukları terör örgütleriyle Abhazya’nın Gal şehrinde karışıklık çıkararak dünyaya Abhaz Devleti’nin bölgeyi kontrol edemediği ve halkın güvenliğini sağlayamadığı mesajı verilmektedir. 30 Eylül 1993’te kazandığımız zaferde, başta Abhaz halkının sabrının, iradesinin ve özgürlüğe olan sarsılmaz inancının yanında, bütün Kuzey Kafkasyalı halkların ve Kafkas diasporasının da rolünün farkında olan Saakaşvili şöyle diyor: “… dünyanın hangi lanet yerinden olursa olsun, bütün macera arayanları uyarıyorum, onların Abhazya’da işi yok. Burası Gürcistan’a ve her zaman orada yaşayıp bugün yaşayamayan fakat yakında ben de dahil olmak üzere Abhazya’da yaşayacak olanlara aittir.” Tüm bunlara rağmen başta Devlet Başkanımız Sergey Bagapş olmak üzere Abhazya Cumhuriyeti’nin sağduyulu yetkilileri, bölgede istikrarsızlığa ve iki halk için de telafisi zor kayıplara neden olabilecek bir maceradan uzak durulmasını dile getirirlerken, iki ülkenin zarar gören ilişkilerini karşılıklı dostluk temelinde yeniden tesis etmek için büyük çaba sarf ediyorlar. Abhazya’nın tüm bu barış çabalarına rağmen Gürcistan yetkilileri, Abhazya sınırına 60 km mesafede ülkenin en büyük askeri garnizonunu inşa etmektedirler. Gürcistan ordusunu yeniden yapılandırma çalışmalarına başlayan Devlet Başkanı Saakaşvili, bu çalışmalarında büyük oranda dış yardım almaktadır. Savunma Bakanlığı bütçesinden 70 milyon doları bu çalışmalarına ayırırlarken, Amerika Birleşik Devletleri 300 milyon dolarlık bir yardımla adeta Gürcistan’a adres göstermektedir. Şu an Irak’ta ABD müttefiki olarak işgalde görev alan 800 Gürcü askeri bulunmaktadır, ayrıca 3000 asker, Irak ve Afganistan’da şimdiye kadar yoğun savaş eğitiminden geçmiştir. Bunun yanında ne yazık ki Türkiye Cumhuriyeti, Gürcü askerlerini eğitmekte ve Gürcistan’ı ekonomik yardımla desteklemektedir. En son olarak 1.8 milyon dolarlık yardım yapılmıştır. Vergi verdiğimiz, ordusunda askerlik yaptığımız Türkiye’nin Abhazya konusunda, Gürcistan’a cesaret veren böylesi politikalardan vazgeçmesini istemek biz Kafkasyalı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının en doğal vatandaşlık haklarından biridir. Bu yardımlar, ırkçı Saakaşvili yönetiminin ellerinde, Abhazya’daki kardeşlerimize yönelen bir felakete dönüşecektir. Bugün Türkiye Cumhuriyeti yetkililerine sesimizi duyurmak, bu yardımları engellemek için demokratik yollarla mücadele etmek tüm Kafkasyalıların görevidir ve biz bu güce sahibiz! Şu bilinmelidir ki, Abhazya halkının en büyük güvencesi ve moral kaynağı Türkiye’deki soydaşlarıdır. Bunun farkında olan Bağımsız Abhazya Platformu; barışı savunarak, hızla gelişen bu tehlikeli sürece dur diyebilmek, Abhazya’daki kardeşlerimizle dayanışma halinde olmak ve Türkiye’deki Kafkasyalıların Abhazya adına sesi olmak için harekete geçmiştir. Daha önce 6 Mart’ta, Türkiye’nin 11 ilinde (İstanbul, Ankara, Sakarya, Eskişehir, Kayseri, Düzce, İzmit, Samsun, Sivas, Adana, Antalya) aynı anda okunan basın bildirisiyle Gürcistan Devleti’nin yayılmacı tutumunu protesto eden Bağımsız Abhazya Platformu, diasporanın sesi olmaya devam edecektir. Kuruluşundan beri parçası olduğumuz ve geçmişte tam bağımsızlığı uğruna mücadele verdiğimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin, sesimize kulak vererek haklı taleplerimize duyarlılıkla yaklaşıp, benzer bir bağımsızlık hikayesinin kahramanı Abhazya'nın davasında tarafsız bir politika izlemesinin gerekliliği açıktır Gün, içinde bulunduğumuz uykudan uyanma günüdür! Abhazyamızı yutmaya hazırlanan Gürcistan Cumhuriyeti’nin, yayılmacı emellerine karşı çıkmak; kendi kültürümüzün, dilimizin en büyük garantisi olan özgürlüğümüze yönelen tehditlere birlik olduğumuzu ve Abhazya’daki akrabalarımızın, soydaşlarımızın yalnız olmadığını tüm dünyaya göstermek en büyük görevimizdir!
Bağımsız Abhazya Platformu
|