İngilizce - English

ABRISKİL HAKKINDA

 Bagrat Şinkuba

        

             Abhaz Halk Edebiyatı’nın en önemli anonim ürünleri ‘’NART’’ eposu ile ‘’ABRISKİL’’ destanıdır.

            Çok eski dönemlerde ortaya çıkan ve tanrı Ançüa’ya başkaldıran biri olarak tanınan, bu yüzden de cezalandırılan  ‘’Abriskil’’ hakkındaki efsane, en çok Abhazya’nın Abjıwaa bölgesinde bilinir.

            Abrıskil Efsanesi, ilk defa 1881 yılında İ. Lihaçov tarafından yayınlanmışsa da, kayda değer ilk yayın, 1893 yılında Dırmit GULYA tarafından yapılmıştır. Abhaz Dili ve Edebiyatı Enstitüsü’nün öğrencileri, 1946 yılından sonra epey derleme yapmışlardır. Bu derlemeler çok kısa, bölük pörçük olmasına karşın, Abrıskil’ın acılarını, sıkıntılarını, amaçlarını ve inançlarını; kısaca tüm kişiliğini yansıtacak mükemmelliktedir. Nihani metni hazırlayan Bagrat ŞINKUBA; ‘’Ahirçüaçüa’’ adlı kitabında; ‘’Bütün varyantları yanyana getirdim. Bunların içinde daha derli toplu, daha orijinal olanları ve aynı stili taşıyanları birleştirilip ‘’Abrıskil’’ metnini yazdım. Bu metin, ne fazla ne eksiktir. Sadece en iyi olanlar yanyana getirilmiş, birbirine benzeyenler ayıklanmış, farklı olanlar kompoze edilmiştir.  Ayrıca; tek bir tekst meydana getirebilmek için, kendi  derlediğim metinlerin yanısıra, daha önce yayınlanmış metinlerden de yararlandım’’. demektedir.

        Abrıskil konusunda değerli çalışmalar yapmış olan Prof. Şalwa İnal-yıpa ise, Abrıskil’ın zincire vurulduğu mağaradan söz eder; ‘’Oçamçıra bölgesine bağlı Otap köyündeki mağaraya Abrıskil mağarası denir. Bu mağara Kafkasya’daki mağaraların en büyüğü olup, iki kilometre uzunluğundadır. Mağaranın üst tarafında Panayü Dağı görünür. Mağaradan çıkan küçük akarsuyun adına Açwats, ‘’at fışkısı çıkaran’’derler. Bu su, Düab Irmağı’na, oradan da Muk Suyu’na karışır. Mağaranın içinde yanyana dizilmiş, çok güzel astalaktitler vardır. Buz sarkıtları gibi sivri ve şeffaftırlar. İçeride geniş düzlükler olduğu gibi, 30-40 metre yüksekliğinde duvarlar da bulunmaktadır. Ayrıca burada çok eskiden beri  kemiksiz pek çok küçük canlı yaşamaktadır.

        1946 yılında bu mağarada, binlerce yıldan beri görülmemiş bir ayı izine rastlanmıştır. Bu iz, Abhazya’nın eski tarihi bakımından çok önemlidir.Bilim adamları, çok eski çağlardan beri bu mağaraya insanların girip çıktığını ve buranın, zamanında bir barınak olarak kullanıldığını belirtmektedirler.’’ diyor.

       Abrıskil’ın zincire vurulduğu bu mağaranın adı’’Çılow’’dur. Çılow sözcüğü ‘’at bulunan yer’’ anlamına geldiği gibi, mağara ifade eden ‘’uzun yarık’’ anlamına da gelir.                            

      Abrıskil, Çılow ve Promethe adı ile ilgili etimolojik tahliller yapan Abhazolog Ömer BÜYÜKA, ‘’Abhaz Mitolojisi Anaç mı?‘’ adlı kitabında, bu konuda Kafkasya’dan gelenlerden duyduklarını da yazmak suretiyle iyi bir derleme yapmıştır.

      Ayrıca Abhazlar’ın iki ünlü hanedan ailesi olan Açba’ların ve Low’ların adını yaşatmak için buraya ‘’Açba-Low’’ dendiğini, zamanla bu sözcüklerin kullanıla kullanıla ‘’Aç-Low’’, ve ‘’Çılow’’ şekline  dönüştüğünü belirten rivayetler de vardır.

      Doç Dr. Sergey Zuhba, Abhaz Halk Edebiyatı ve Folkloru’na ilişkin, üniversite öğrencileri için yazdığı ders kitabında, Abrıskil Efsanesini Nart Eposu ile karşılaştırarak değerlendirmeler yapmaktadır. O’na göre;

     Abrıskil’in Nartlar’dan farklı yönü; dans ve şarkılarla anlatılmıyor oluşudur. Abrıskil Nartlar’dan daha yakın bir zamana aittir. Buna karşın daha çabuk unutulmuştur. Yalnız, Abrıskil Nartlar’dan daha insancıldır.

     Nart Sasrıkuo insanlık tarihinin çocukluk dönemini anlatıyorsa, Abrıskil gençlik dönemini anlatıyor demektir. Abrıskil politik bir kahramandır. Onun döneminde eşitlik bozulmuş, hakim güçler ortaya çıkmış, doğa üstü olayların, tanrıların eseri olduğuna inanılmış, kötü ve şeytani güçler, hayvan kılığında görünen insanlar, dışarıdan düşmanca saldırılar, baskınlar, soygunlar, yağmalamalar başlamış, üstelik Nartlar’ın başbelası devler de hala tükenmemiştir.

        Abrıskil işte böyle bir ortamın kahramanıdır. Dolayısıyla; halktan ve haktan, insandan yanadır. Ama, yukarıda olduğu düşünülen hakim güçler ve bu güçlerin yeryüzündeki elçileri ona rahat vermezler. Yeryüzündeki bazı insan ve hayvanlarda yukarıdaki güçlerle yandaş olurlar. Ancak Abrıskil, herşeye karşın insan dostu olmayı sürdürür, O yurtsever bir halk lideridir. Abhazya’ya sevdalıdır. Onun halkına, onun doğasına zarar verebilecek herşeyle mücadele eder. Tanrı Ançüa’ya başkaldırışı, bu yüzdendir. Halkın güvenini kazanmak ve onları korkularından arındırmak için Tanrı’yla adeta yarışır.

        Kişisel hiçbir isteği yoktur. Nartlar’da olduğu gibi geniş bir ailesi, eşi, akrabasıda yoktur. Tek varlığı halkı ve ülkesidir. Dürüst, iyi kalpli, yardımsever, idealist, cesur, çalışkan, hiç bir şeyden yılmayan, kafasına koyduğunu yapan biridir.

        Abriskil Nartlar’dan sonraki bir dönemi, anaerkil döneminden, ataerkil döneme geçişi simgeler. Abrıskil döneminde sosyal sınıflar ortaya çıkmıştır. Tanrı en büyük güçtür. Oysa Nartlar’da henüz bu tür oluşumlar yoktur. Kahraman’ın ilahi bir biçimde, yani ‘’naşana’’ ile doğması motifi Nartlar’da da vardır. Bilimsel tespitlere göre, bu motifin işlendiği öyküler, ataerkil çağa aittir. Devler her zaman, güçlü ama akılsız olup, akıllı ve iyi insanlara yenik düşerler. Raş cinsi uçan ve konuşan atlar ise sahibinin sadık dostlarıdır, kahramanıyla aynı kaderi paylaşırlar. Abrıskil’ın ayrıca ‘’Labaşa’’ denen bir asası vardır, ki oda atı Raş gibi can yoldaşıdır. Nartlar’da yaşlı kadınlar bilge ve yol göstericidir, Abrıskil’de ise cadı rolünü üstlenmişlerdir.

        Abrıskil’in Eşba (bazı metinlerde Aşuba) ve Kaçuba gibi ailelere düşman olması kişisel değildir. Aynı zamanda kızıl saçlı mavi gözlü insanlara da düşmandır. Bunları uğursuz sayıp kovalar.

        Nartlar’daki bireysel istek ve tavırlar yerine Abrıskil’de toplumsal düşünce ve mücadele vardır. Abrıskil metninde Tanrı insanların düşmanıdır, denmiyor.Tanrı burada kendisini saymayan,onunla yarışan ve onu küçültmeye çalışan Abrıskil’e düşman görünüyor. O zamanın en güçlü tanrısı Ançüa tüm gücüne rağmen Abrıskil’i kolayca yakalayıp öldüremiyor, elçilerini görevlendiriyor. Onlarda yaşlı bir cadıdan medet umup, tuzağa düşürmek suretiyle Abrıskil’i yakalıyorlar ancak öldürmek yerine bir mağaraya zincirliyorlar.

     Efsaneyi yaratan halk, fantazilerinde Abrıskil’i böyle yansıtıyor. İnsanlara yaptığı iyiliklerden dolayı onu seviyor ve övüyorlar. Ancak zamanla kibirlenip,böbürlenmesinden hoşlanmıyor. Hele de tanrıyla boy ölçüşmesni hiç beğenmiyor. Abrıskil’ın mağarada zincire vurulup işkence çekmesi belki de halkın bu duygularını ifade ediyor.

       Bazı araştırmacılar, Abrıskil’ın zincire vurulmasını pek karamsar buluyorlar. Tam tersine; Abrıskil mağarada zincire vurulmuş halde iken de mücadelesini sürdürüyor. Onun direnişi halkın bağımsızlık mücadelesine güç veriyor.’’Abrıskil ölmedi’’demelerinin nedeni de bu zaten. Kahramanın direnme gücü, halkın kurtuluşu için sembol oluyor. Halk umutlarını yitirmeden, iyimser duygularla ve coşkuyla, yaşama yeniden sarılıyor.

       Tanrıya başkaldırı motifini işleyen öyküler içinde, Abrıskil’ın en çok benzediği Promethe, filozofik takvimde ’’En yürekli, en çilekeş, ama en kutsal bir kahraman’’olarak göze çarpmaktadır. Bu anlamda Abrıskil’e Abhaz Promethe’si demek hiç yanlış olmaz.

       Rodoslu Apollon, Strabon, Flyostrat ve Flavi Arryan gibi Antik Çağ yazarları, Kafkaslılar’ın Promethe gibi kahramanlara çok eskiden beri sahip olduklarını yazıyorlar. Flavi Arryan, Kolkhidalılar’ın, Dioskurya (Sohum) kenti yakınlarında yüksek bir tepeyi işaret ederek, Promethe’nin bağlı olduğu Kafkas Dağlarını gösterdiklerini belirtiyor. Eşil de ‘’Zincire Vurulmuş Promethe’’ adlı tragedyasında Promethe’nin Kafkas Dağları’nda zincire vurulduğunu yazıyor.

          Promethe’nin Kafkasyalılığı hakkında bilim dünyasında çeşitli görüşler vardır. Bir kısmı, Promethe motifinin Kafkasya’ya eski Yunan’dan geldiğini, diğer bir kısmı, Promethe Efsanesi’nin önce Kafkasya’da doğduğunu, daha sonra Yunan’a gittiğini yazar. Bazıları da; Promethe eski Yunan’da zaten vardı, bunları ayrı ayrı düşünmek gerek, derler.

          Öyle ya da böyle, Abrıskil efsanesi, pek çok bilim adamını uğraştırmış, gerçekten çok özgün bir Abhaz söylencesidir. Halkın kalbinde ve kafasında yaşattığı Abrıskil portresi işte budur. Bu portreyi, yüzyıllarca babadan oğula anlatarak günümüze kadar getiren bu halk, bu gün de onu çağdaş anlamda değerlendirmektedir.

             Abhazlar’da eskiden beri ‘’Abrıskil’’ adında bir aile adı mevcut olup, bu gün hala yaşamaktadır.
 

             Kaynak: Bagrat Şinkuba, Abrıskil 

 



Articles, Publications & Documents | Links  |  Last Updates  |  Archive  |  About Site  |  Home Page  

Please send your comments, opinions, questions and suggestions by e-mail : info@circassianworld.com